  
2007-04-13 - Yasamak için Bir Neden söyle
Yasamak için Bir Neden söyle / Nesrin Turhan
İntihar gelgitleri yaşayan bir adam, sürpriz bir arkadaşlık ve ona yaşamak için neden bulmaya çalışan bir kadın...
"'Ortak eylem yapalım '
Patlamaya hazır gerginliğimiz bir anda kahkahalarla boşalıyor... Bu kızda gerçekten deli cesareti var. Yakalamktan da yakalanmaktanda sakınmıyor kendisi. Sobelerken, sobeleniyor. Onun gülen yüzünün gerisindeki kayg, sakanin çagrisimlarina sürüklüyor beni... Düsünen adamlarin mutsuzluklarina... Bos yasayanlarin hayatla hesaplasmasi olmaz elbet, savasa girmeyen yenilgiyi bilmez, emek harcamayan karsiligini beklemez, sevmeyenler ihanete ugramaz...
üç maymunu oynayanlardir mutlu olabilenler. Hayat, düşünmeyenler için cennettir; düşünmek trajdidir oysa... Onlarda aklım... Düşünen adamlarda... Gündelik saçmalıklara, dünyanın soytarılığına kafa yoranlarda... Soruları olanlarda...Ve Stefan Zweig'in, savas çilginlarinin yüzüne bir manifesto gibi çarpan intiharinda. Bir konferansinda Istanbul'un fethini, Fatih Sultan Mehmet'i anlattigi için ilgimi çekmisti önce Zweig... Simdi aklim onun dünyaya sundugu son kartta..."
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
2007-04-13 - Tek bir Bakis Yeter
Tek Bir Bakis Yeter / José Luis Peixotto, çeviren: Senem şen
Jose gözlerini güneşe dikmiş yürüyor, düşüncelere dalmış. Karısını düşünüyor, meyhanede şeytanın onunla ilgili söylediklerini düşünüyor. Ovada öten cırcırböceklerinin susup, mantar meşelerinin taş kesileceği günü düşünüyor. Bu kadar düşünmek, hissetmek öldürecek onu...
Otuz yıl sonra Jose'nin oğlu Jose gözlerini güneşe dikmiş yürüyor, düşüncelere dalmış. Kuzeni Salomao'nun karısını düşünüyor, meyhanede şeytanın Salomao'ya ikisi ile ilgili söylediklerini düşünüyor. Artık hiçbir şeyin, çevremizde bizi izleyen nesnelerin sessizliğinin bile var olmayacağı anı düşünüyor.
Çetin, ama güzel, sanki zamanın dışında yaşayan, hayalle gerçeğin birbirine karıştığı bir köy... İlahi isimler taşıyan erkeklerle, isimleri bile olmayan kadınların birleşen sesleri acıyı, sanki ilahi güçlerin ellerini üzerinden çektiği bir dünyada büyük, çok büyük bir yalnızlığı haykırıyor.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
2007-04-12 - En uzun Gece
En uzun Gece / Ahmet Altan
Hayatında herkesten ve her şeyden fazla sevdiği erkekten kaçarak Güneydoğu'nun dağlarında uluslararası bir araştırma grubuna katılan bir kadın. Bir daha hiç kimseyi o kadını sevdiği gibi sevemeyeceğini bilmesine rağmen ruhundaki zaafları saklamak için yaptığı vahşice hatalarla karşısındakini yaralayan bir adam.
Gerçek aşkın korkunç ağırlığını taşıyamayarak bir köprü gibi çöküp iki kıyısında iki insanı çaresiz bırakan bir ilişki. Affetmelerine izin vermediği için kendi hafızalarından bile nefret etmelerine rağmen affetmeyi beceremeyen insanların içine hapsoldukları bir yalnızlık. İki insanın bütün zekâlarını kullanarak öldürmek için uğraştıkları ve her yediği darbeyle biraz daha hastalanarak güçlenen bir tutku. Kutsal Mezopotamya ovasının eteklerinde yükselen dağlarda süren tehditkâr bir hayat.
Bu iki insanın yaşadıklarını izleyen herkesin sorduğu bir soru: 'Hayatım boyunca beni böyle seven biri oldu mu? '
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
2007-04-12 - Köprü
Köprü / Ayse Kulin
Elmas da sargılı kollarını bebeğe uzatmıştı. Canını yakmaktan korkarak usulca bırakmıştı Bayram, oğlunu Elmas'ın kucağına. Şimdi burun burunaydılar Elmas'la Öksüz. Bir dişi hayvanla yavrusu gibi koklaşıyor, burunlarını birbirine sürütüyor, birbirlerinin boynuna gömülüyor ve tuhaf mırıltılar çıkartıyorlardı.
Bebenin küçük elleri, Elmas'ın saçlarında, Elmas'ın dudakları bebenin yüzünde dolaşıyordu. Elmas, ne diğer hastaları ziyaret edenlerden ne de Bayram'dan hiç utanmadan, hiç gocunmadan, memesini çıkarıp bebenin ağzına vermişti. Bebek mutlu bir kedi yavrusu gibi guruldayarak şapır şupur emiyordu süt akıtmayan, kuru memeyi. Kadınla çocuk birbirleriyle iç içe geçmiş, tek vücut olmuş gibiydiler.
Köprü... Olağanüstü bir bürokratın, otuz yıl bekledikten sonra kavuşulan bir köprünün ve doğunun töreye teslim olmuş insanların öyküsü. Ayşe Kulin'in kaleminden.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
2007-04-12 - Her Ask Bitmek için baslar
Her Ask Bitmek için baslar / Yasemin Özçelik
'Gerçek yaşanmışlıkların hiçbiri 'elveda' diye bir kelimeyi tanımıyor... Hiçbir aşk kapıdan çıkışlarla bitmiyor. Bazen bir düğmem olsun isterim kalbimde. Gelenlere kapıyı otomatik olarak açmak için değil de, yitip gidenleri şıp diye unutabilmek, anıların tortusunu yürekte biriktirmemek için... Tıptan rica ediyorum; bu konuda bir şeyler yapılsın! Aşkın bir türlü soğumayan küllerine su atamayanlar da kalbine bu düğmeden taktırsın...'
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
2007-04-12 - Benim hâlâ Umudum var
Benim hâlâ Umudum var / Ikbal Gürpinar
'Hayatınızdan neleri çıkarıp atmak isterdiniz? Elinizde bir silgi olsa, dilediğiniz şeyleri silme hakkınız olsa, hangi yaşanmışlıkları yok ederdiniz?
Eskiden, çook eskiden hiç düşünmeden yapıverdiğiniz, üstelik
kendinize mübah saydığınız neler beliriveriyor şimdi hafızanızda?
Gözünüzün önüne kimler geliyor affedemediğiniz? Rüyalarınıza bile giren, geceleri kan ter içinde uyanmanıza sebep olan bir şeyler var mı hayatınızda?
Son zamanlarda sorguladınız mı hiç kendinizi, yaptıklarınızı? Belki bu kitap bir dertleşme olacak sizlerle, bir itiraf, bir paylaşım. Ben ya da diğerleri yapmış olabilir yazdıklarımı, ne fark eder ki? Bu dünya, bu hava, bu su, bu toprak hepimizin değil mi? ..
İkbal Gürpınar, büyük bir samimiyetle ve içinizi ısıtan bir üslupla sanki evinizde oturmuş karşlılıklı sohbet eder gibi anlatıyor Yaradan'dan dolayı çok sevdiği sizlere;
'Benim hâlâ umudum var...'
"Bu Kitap bana çok sey ögretti."
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
2007-04-12 - Hey Ask Seni Hiç Aldatmadim
Hey Ask Seni Hiç Aldatmadim / Halim Bahadir
Aldatmanın cinsiyeti önemli midir, aldatan mı acı çeker, aldatılan mı? ...
Zamana mı yeniliyoruz, yoksa büyük şehirler mi sarıyor ruhumuzu, bilmediğimiz duygu dünyalarında sorgulamadan mı yaşıyoruz, acı gerçekten acı mı bugünlerde.
Halim Bahadır bu kez kadınların acılarını anlatıyor bize, günahını tatlı çağrısıyla vicdan azabının soğuk terleri arasında çırpınan kadınların gerçek öykülerini paylaşıyor.
Bir yazara açılan gizli duygu dünyalarının kapıları açılıyor önümüze, aldatanlar, aldatılanlar, hayatın içine sıkışmış kadınlar, erkeklerin beklentileriyle hırçınlaşan kadınlar, aşkı arayan erkekler, aşkını toprağa gömüp yaşama katlanmaya çalışan insanlar, hayatın yükünü kaldıramayanlar...
Arkada kalan, görmediğimiz belki de görmekten kaçındığımız dünyalar Halim Bahadır'ın akıcı ve samimi üslubuyla önümüze seriliyor.
Hey Aşk Seni Hiç Aldatmadım, hayatın içinden gelen hikayelerle örülü çarpıcı bir kitap.
"Beni çok sasirtan ve ayni zamanda çok etkileyen bir Kitap. Kaç defa okudugumu hatirlamiyorum..."
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Sigmaz Oldum Bu Dünyaya..
Bir Gölge Kovaliyor Beni..
Gömülsem Topraklara Birakirmi Pesimi..
Kan Toplamis Yüregimdeki Yara..
Kim Dokunsa Tekrar Kanatiyor..
Birde Bukadar Acimasa..
Söküp Atasim Geliyor Bu Yüregi..
View my guestbook
|