çocuklugumuzu yasayip küçüklügümüzden kurtuldukdan sonra, aski kavramaya basladigimiz yaslara gelince (ki asil küçülmeler bundan sonra basliyor ya, neyse) yalnizligimizi kavramaya basliyoruz.
Oysa biz çocukken de yalnizdik.
Siz kirilan oyuncaginiz için aglarken hanginizin annesi agladi sizinle? Ya da sizden baska kim katila katila güldü düsen birinin haline?
Bizler çocukken de yalnizdik iste. (En çok da ondan korkardim. Degismedi korkularim o zaman da karanlikta aglardim, simdi de)
Sonra büyüdük. Hayatin anlamini anlamaya basladik. Asik olduk. Paylasmayi, affetmeyi, verip de karsilik beklememeyi ögrendik. Öyle verdik ki öyle sevdik ki "tükendim" dedik. "Bana saygi göster" dedik. Dedik de karsimizdaki insan bize "gitmek istiyorum" (böyle demez kimse) "Hosçakal" dediginde saygi göstermedik. Suçladikda suçladik.
(Sadece suçlamayi bildim, neden gittigini hiç sormadan)
Öyle ya biz asiktik.
Ask neydi o halde? Karsiliksiz veriyorum deyip sonunda verdiklerimizi anlatip bir türlü alamadiklarimizi kusmak mi?
"Dogru insani ariyorum" dedik. Dogru insan yokki. Herkesin bir yerleri egrildi sicaktan. Siz de kimin neresi egri diye degil de kimin hala neresi dogru kalabilmis diye bakin.
Bir de deriz ki: "Beni oldugum gibi kabul et" Sonra en yakin dostumuza dert yanariz. "Yok ben bunu adam edemicem, degismiyo hep ayni" Biz oldugumuz gibi kabullenilmisiz iste. Adamin hareketleri bize orantili, degismiyor. O da oldugu gibi kalmak istiyor oysa...
En basta her sey güzel derler ya (ki ben basta çirkin olanina da rastladim) sonra neden bozulur her sey? Rengarenk boyadigimiz o tuvalin üstüne neden çamasir suyu dökeriz ki? (Hem resmi mahvediyoruz hem de o koku dayanilir gibi degil)
Bir bir kavgalar basliyor sonra. Bagrislar, akan gözyaslari, açilmayan telefonlar, suskun görüsmeler... Aldatildigimizi düsünüp suçladigimiz kaç anda kendimizide sorguladik? Aldatilmamizin bir sebebi olmadimi hiç?
Kurmaktan bikmadigimiz, kurulmaktan asinmis bir cümle: "Benimle yeteri kadar ilgilenmiyorsun" (Ah bu cümleyi eski zamanda kurduklarimi hatirliyorum da, keske olsalar da ilgilenmeseler. Bir kösede öylece dursalar. Keske ilgilenmeseler de onlara ait olsam sadece.)
En son raddeye gelinmis bir konusmanin ilk adimi var bir de: " Beni boguyorsun" (kötü bir espiri yapasi geliyor insanin, sen de yüzme bilseydin kardesim. Öyle degil mi ama? can yeleginle açilsaydin denize)
Yavas yavas ask yok olur. Hala direnis vardir. Ask, savas'a dönüsmüstür artik. "Savasma sevis", "sevisme savas" 'a dönüsmüstür.
Savasiriz da neyle? (Çocukken plastik kilicimi yada herhangi bir oyuncagimi, karsimda bir canavar varmis gibi sallardim ya üstlerine)! Sadece kendimizle savasiriz aslinda. Takintilarimizdan kurtulmaya çalisiriz. Tek tarafin askinin bittigi bir iliskide karsida savasacak kimse kalmaz.
Ah az daha unutuyordum: "Benim sevdigim kadar sevseydin eger..." (Sevmedi iste…Benim kadar sevmedi beni hiçbirzaman. Benim sevgime yetisemeyecegini biliyordum, yada bildigimi zannediyordum! Nasil emin olabilirdimki?)
Aslinda anliyorum niye kuruldugunu bu cümlenin. Beklersiniz o da sizin için yaptiklarini anlatsin diye. Anlatmaz... Iste aramizdaki fark bu: o sadece anlatmaz. Biz ise iyilik yapip denize, pardon, yüzüne atariz. Anlatiriz herseyi. Adam sadece susar. Susarken bile bize yardim eder aslinda. Eger o susmasa anlatamazdik, unutmayin.
Tek tarafli degildir hiçbir iliski. Bir duvari tekbasiniza öremezsiniz. Mutlaka harcina biri karismistir . Anliyorum duvari yaparken üst üste siz koydunuz tuglalari, kimse bir el atmadi; ama düsündünüz mü o tuglayi sizden önce kim yapti?
(Ben hep zorla terk ettirdim kendimi. Asklarimi mahvettim, biktirdim, usandirdim kendimden. Korkakligimdan. Yanlis yapmaktan, pisman olmaktan korktum hep. Böylece geçmisi suçlayacaktim.)
En avutucu söz: "elimden geleni yaptim"! En önemliside budur zaten, elinizden geleni yaptiginizi bilmek, çünkü asil pismanlik ozaman baslar, "daha farkli davranabilirdim", "daha çok sevebilirdim" dendiginde.
Evet elimizden geleni yapiyoruz mükemmel yasamlarimiza ulasmak için. Belkide mutlulugumuz için devamli mutlulugumuzu erteliyoruz.
(Kabul ediyorum ask acisi çok aci. Ama onarilmaz degil.) Kaybettiysek birakalim geçmiste kalsin. Geçmis geçmisde kalsinda gelecek bizim olsun.
Kendinizi yarina adayin. Yarini'da kendinize.
Nekadar kolay yitirdik zor elde ettiklerimizi. O kadar duvari, dagi, tepeyi bir uçurumdan atlamak için mi tirmandik?
Erittik elimizdekileri.
Sirf daha mutlu bir hayata ulasmak için, sirf sevdigimiz kadar sevilmek için.
(Geç anladim) siz dengeli severseniz kimse dengesiz degil.
Ve tamiri geçmise yapmayin gelecege yapin. Sonrada tamir ettiginiz gelecek içinde yasayin.
Mutlu olun =)